El sanatları, zamanla gelişen ve değişen modern dünyada nadir bulunan bir değeri temsil ediyor. Bu bağlamda, babasından öğrendiği tekniklerle yaklaşık yarım asırdır el sanatlarıyla uğraşan bir ustanın hikayesi, günümüzün tüketim kültürüne karşı dimdik duran bir direnişin simgesi haline geldi. Kültürel mirasımızın önemli bir parçası olan el emeği ürünler, teknoloji ve hızlı tüketim çağında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Ancak bu usta, gerek geleneksel teknikler gerekse sanat anlayışıyla bu duruma karşı savaşıyor.
Yarım asırlık bir yaşamı el sanatlarına adamış olan usta, mesleği babasının elinden devralarak en başından beri bu geleneği sürdürmeye kararlı. Her bir parça, onun için yalnızca bir ürün değil; aynı zamanda geçmişin ve kültürel birikimin bir yansıması. Gelişen teknolojiyle birlikte hızla tüketilen seri üretim eşyaların arasında, bu el yapımı eserler adeta bir zamana meydan okuma anlamı taşıyor. Eserleri, el emeği ile ortaya konulduğundan, her biri kendine özgü özellikler taşıyor ve kişiye özel bir değer sunuyor.
Baba mesleği olarak devraldığı bu sanatı yalnızca bir iş olarak değil, ruhunu ve kimliğini bulduğu bir alan olarak gören usta, sanatına duyduğu sevgi ve saygıyla, genç nesillere de bu bilgiyi aktarmayı amaçlıyor. Onun için sanat, sadece estetik bir uğraş değil; aynı zamanda bir yaşam felsefesi. Kendisi, kısa sürede işlenip tüketilen, ruhsuz ve estetik anlayışından uzak ürünlere karşı derin bir hayal kırıklığı yaşıyor. Bu nedenle geleneksel yöntemler üzerine yoğunlaşarak, tüketim kültürünün getirdiği boşluğu doldurmaya çalışıyor.
Tüketim kültürü; hızlı moda, seri üretim ve hızlı tüketim anlayışıyla birlikte, insanları değerlerinden uzaklaştırıyor. Ancak bu usta, el sanatlarını ve onların özünü koruyarak bu dalgalara karşı durmakta kararlı. Yılmadan, sabırla ve özveriyle yaptığı her parça, günümüz dünyasında kaybolmaya yüz tutmuş değerlere bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Usta, el emeği ve göz nuru olan her ürününde, iz bıraktığı hayat hikaye ve anılar sunuyor; bu da ürünlerin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda manevi bir derinlik taşımasını sağlıyor.
Usta, çeşitli eğitimler ve atölyelerle gençleri de bu değerli sanatın içinde yetiştiriyor. Geçmişten gelen bu zenginliği, geleceğe taşımanın en iyi yolu olduğu inancıyla hareket ediyor. Sanat yolunda yürüyen yeni nesil zanaatkarları, uzun yıllar boyunca unutulmuş teknikleri yeniden canlandırarak, tüketim kültürünü sorgulayan, sürdürülebilir ve anlamlı bir yaşam tarzı sunuyor. Ayrıca, ustanın katıldığı çeşitli sergiler ve etkinlikler de bu geleneğin yaşatılması açısından büyük bir önem taşıyor.
Sonuç olarak, babasından öğrendiği mesleği ile yarım asırdır el sanatlarını sürdüren bu usta, sadece bir zanaatkar değil; aynı zamanda değerlerine sahip çıkan bir vatandaş. Tüketim kültürünün hızlı ve yüzeysel anlayışına karşı koyarak, durmaksızın el emeği ve sanatı yüceltmeye devam ediyor. Onun hikayesi, yalnızca el sanatlarıyla ilgili değil; aynı zamanda kültürel mirasa sahip çıkmanın ve gelecek kuşaklara aktarmanın önemini vurguluyor. Yıllar boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen, el sanatlarının her parçasında hayat bulmuş bir öykü, bir direniş var. Bu nedenle, el sanatları yalnızca geçmişin bir hatırası değil; aynı zamanda geleceğin de bir parçası olmaya devam edecektir.